English

AKİB 3 Bakana Ev Sahipliği Yaptı

 

B A S I N B Ü L T E N İ

A K İ B

AKİB ÜÇ BAKANA EV SAHİPLİĞİ YAPTI

26 Kasım 2011 tarihinde, Mersin Valiliği'nin İllerimiz AB'ye Hazırlanıyor Programı Kapsamında Desteklenen, Mersin İlinin Avrupa Birliği'ne Uyum İçin Bilgi Alt Yapısının Oluşturulması Projesi kapsamında gerçekleşen Avrupa Birliği-Türkiye Konulu Konferans düzenlendi.

Avrupa Birliği Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mehmet Cangir'in moderatörlüğünde "AB Katılım Süreci ve İllerimiz”, Galatasaray Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof.Dr. Beril Dedeoğlu'nun moderatörlüğünde ise "Türkiye'nin AB'ye Katılım Süreci” konulu iki oturumla başlayan program, gün sonunda Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ve Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzkareci Egemen Bağış'ın genel değerlendirmeleri ve ardından sertifika töreni ile devam etti.

-AB SÜRECİNDE KAPATILMAYA ÇALIŞILAN KAPILARI, BİZ TEK TEK AÇARIZ-

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye'nin AB sürecindeki eleştirilere sert çıktı. Bağış Türkiye'nin çıktığı yolda kendi kararlılığıyla yürüyeceğini kaydetti.

Bazı ülkelerin Türkiye'nin AB üyelik sürecindeki çalışmaları ile ilgili çeşitli eleştirilerde bulunduğunu ifade eden Bağış, ''Kimileri bize havlu attırmaya çalışıyormuş. Açık ve net söyleyeceğim. Büyüklerin kusurumu affetsinler. 'İt ürür kervan yürür.' Türkiye çıktığı yolda demokratikleşmede şeffaflaşmada, zenginleşmede kendi kararlılığında yürüyecek. Fasıl açmışlar, açmamışlar ona bakmıyoruz. İlerlemeye, gelişmeye bakıyoruz. Onlar istediği kadar müzakereyi engellemeye çalışsın. Bu ülkenin bütün vatandaşları, çocuklarını daha güvenli bir geleceğe taşımanın gayretinde. AB sürecinde kapatılmaya çalışılan kapıları, biz tek tek açarız” dedi.

''Bugün Türkiye AB üyesi ülkelerden daha umutlu ülke'' diyen Bağış, konuşmasını şöyle sürdürdü. ''Kişi başına düşen gelirimiz, AB üyesi 8 ülkeden daha yüksek. Ekonomik gelişmelerde de keza aynı şey var. AB'deki etkinliğimizde bu büyümenin yanı sıra ülkemize gelen küresel sermayenin de çok büyük etkisi var. Bu sermayenin büyük kısmı AB'den geliyor. Türkiye'nin coğrafi konumunda ve gelişme hızında kaç tane başka ülke var? Yabancı sermaye, hukuk, demokrasi olduğu için tabi ki Türkiye'ye gelecek. Suriye'ye mi gitsin, Lübnan'a mı, yoksa İran'a mı gitsin? Türkiye yasaklardan kurtuldu. Eğer bugün bir başbakan çıkıp Dersim olayından ötürü, devlet adına özür dileyip, herkese ders verebiliyorsa, bunda AB reformlarının katkısı vardır.”

-GIDA GÜVENLİĞİ VE HİJYEN KONUSUNDA ÖNEMLİ MESAFELER ALINDI-

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ise Türkiye'nin, ülke içinde atılabilecek adımları olabildiğince atarken, öte yandan da AB nezdinde tanıtım ve gayretini ortaya koyduğunu dile getirdi.

Bu amaçla yapılan çalışmalar sayesinde insanların yaşam kalitesinin arttığına işaret eden Eker, şunları söyledi: ''Düzenlemeleri de ona göre yapıyoruz. Biz AB'nin evrensel değerlerini önemsiyoruz. Bu evrensel değerleri hayatımıza kendi regülasyonumuzda yansıtmaya çalışıyoruz. Biz bunları yaparken maalesef, bu değerlere esasen merkez olan AB üyesi bazı ülkelerin, Türkiye'nin üyeliğini engellemek için zaman zaman bir takım uygulamalar göstermesi de bizi üzüyor. Ama o davranışlar bize rehberlik etmez. Biz de ona müsaade etmeyiz. Biz AB'nin sahip olduğu değerleri benimseyerek, hayatımızdaki etkinliklerini artırmanın gayretindeyiz.''

Gündelik olarak insan hayatını etkileyen gıda güvenliği ve hijyen konusunda önemli mesafelerin alındığına da değinen Eker, ''Memnuniyetle bizim bu gelişmeyi sağladığımızı söyleyebilirim. Gıda güvenliği faslını aştık. 13 Aralık tarihinde de çıkaracağımız kanun çerçevesinde yaklaşık 44 yönetmelik tamamlanmış olacak. Bu aslında AB'nin sahip olduğu en son regülasyonların Türkiye'de de uygulanacağı anlamını taşır. Aslında bizim gıda güvenliği faslının açılmasıyla, AB'nin sınırlarının Türkiye'nin doğusuna da taşınmış oldu.

Eker, Mersin'de Kırsal Kalkınma Kurulu oluşturmayı planladıklarına dikkati çekerek, şu şekilde konuştu: ''Bununla ilgili çalışmalar, hazırlık aşamasında, sürüyor. Kırsal kalkınma çalışması kapsamında hibeler sağlanacak. Bu da bölgenin kalkınmasına katkı sağlayacak. Biz o zamana kadar da, şimdiki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Mesela Mersin'e 72 tesis kazandırdık. Bunlara 14 milyon TL hibe verdik. Tarım ve hayvancılıkla ilgili tesisler bunlar.”


-REFORMLARI AB İSTEDİ DİYE DEĞİL, TÜRK HALKI LAYIK OLDUĞU İÇİN YAPIYORUZ-

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da, Türkiye'nin ekonomi başta olmak üzere bazı ko-nularda AB ile entegre olduğunu dile getirerek, ''Bugün 'hasta adam' diye anılan Türkiye, siyasi ve ekonomik istikrarı sayesinde sağlıklı ve sapasağlam bir ülkedir. Ama AB üyesi çoğu ülkelerin ekonomisi bozulmuş, rengi sararmış şekilde belirsizliğe doğru gidiyor. Avrupa'nın birçok ülkesi şu an çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya. Biz onların sıkıntısından keyiflenecek insanlar değiliz. Ama gerçeği söylüyorum. Buna karşılık Türkiye son derece güçlü, Avrupa'daki siyasilere ve iş adamlarına Türkiye'nin gücünü rahatlıkla anlatan bir ülke. Elde ettiğimiz siyasi istikrarla, bu krizi en hafif etkiyle geçireceğiz” dedi.

Avrupa'nın lider sıkıntısı yüzünden ekonomik kriz yaşadığını ifade eden Çağlayan, "Bugün Avrupa, konularına sahip çıkacak, tek şekilde ortaya koyacak ve bunlara çözüm getirecek lider bulmakta zorlanıyor. Avrupa ekonomik krizden çok lider krizi yaşıyor' şeklinde konuştu.

Türkiye'nin AB sürecindeki çalışmalarından vazgeçmeyeceğini de vurgulayan Çağlayan, şunları kaydetti: ''Bu süreç devam edip gidecek, Türkiye'nin AB üyesi olma hakkı var. İki ucu açık davranışlarla riyakar hareketlerle Türkiye'yi vazgeçiremezler. Türkiye ister AB üyesi olsun, ister olmasın, ama biz bu reformları yapmak zorundayız. Bunları AB istedi diye değil, Türk halkı layık olduğu için yapıyoruz. Yapmaya da devam edeceğiz.

Bugün yürüttüğümüz çalışmalara baktığımız zaman, anayasanın değiştirilip, yerine sivil bir anayasanın yapılmasından daha güzel bir konu olabilir mi? Ben darbenin sıkıntıları yaşadım. Ailem darmadağın oldu. Ümit ediyorum halkın anayasasını hep birlikte yaparız. AB cephesine gelince, Türk iş adamlarına vize işkencesi uygulanıyor. İş adamının malı serbest dolaşırken, kendisi fuara gidemiyor. Bu, bir insan hakkı ihlalidir. Vize alana kadar iş adamının anasından doğduğu günden beri hikayesini istiyor. Bize zaman zaman vize işlemlerini kolaylaştıracaklarını söylüyorlar. Biz 'kolaylaştır' demiyoruz, 'kaldır' diyoruz. Türkiye'ye karşı her türlü engellemeyi yapıyorlar. Tüm bunlara rağmen geri dönüş yok. Dönersek, haklılığımızı kaybederiz. Türkiye mutlaka AB üyelik sürecini almalı.''

Schengen vizesinin alınması noktasında, Türkiye'nin belirli kentlerinde merkezler belirleneceğini bildiren Çağlayan, ''Eğer ikna edebilirsek, bu illerden birisi Mersin olsun istiyoruz. İsteriz ki, Mersin de Akdeniz'in merkezi ilan edilsin'' diye konuştu.


Konuşmaların ardından, Mersin İlinin Avrupa Birliği'ne Uyum İçin Bilgi Alt Yapısının Oluşturulması Projesi kapsamında Mersin'de yapılan Avrupa Birliği Müktesebatı Eğitim Programı ve Ankara'da yapılan Proje Döngüsü Yönetimi Eğitimi'ne katılarak sertifika almaya hak kazanlara üç Bakan tarafından sertifikaları takdim edildi.

Toplantının ardından ise Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten ve Mersin Protokolü AKİB'in Başkanlık katında ağırlandı. AKİB'in ihracatçılarıyla bir araya gelen Bakan Çağlayan ve beraberindeki heyete, AKİB Yönetim Kurulu Başkanları Ali Can Yamanyılmaz, Mahmut Arslan, Tarık Bozbey ve Zeki Kıvanç ev sahipliği yaptı.

İlgili Resimler